İnsanın Fabrika Ayarları

Hareket ve antrenman uzmanlık alanı olan bir antrenörüm. Üniversite'de öğrendiklerim bir yana, içinde bulunduğumuz çağı anlatan en önemli bilgilerle ilk defa Ahmet Aydın Hoca'nın Taş Devri Diyeti kitabında karşılaştım. Bu kitap, sadece bir beslenme kitabı değildi. Okudukça, baş ucumdan hiç ayırmadıkça, düğümler birbiri ardına çözüldü.

Aslında hareket ve antrenman dediğimiz konu; yaşamdaki birçok faktöre bağlı değişiklik gösterebiliyor. Benim üzerinde ilgi ile araştırma yaptığım başlıca alanlar beslenme, doğal gıda, ekonomi, ekoloji, din ve inanışlar, iklim değişikliği, siyasal akımlar, nöroloji, psikoloji, biyoloji ve sosyoloji'dir. Yani aslında ideal yaşama ulaşmanın yolunun; karmaşık bilim alanlarından öğrendiklerimizi sentezleyebilmek olduğunu düşündüm. 

Ben kendi sentezimi sizlerle şöyle paylaşacağım.

Hızlı değişimi hepimiz fark ediyoruz diye düşünüyorum. 2018 yılındayız, 2008 yılında ne kadar farklı bir hayatımız vardı. Hiç kimse Whatsapp'dan konum gönderemiyordu. Şimdi ise şahsen ben konum seçeneğini ister istemez bolca kullanıyorum. Bunun gibi değişen yaşam tarzımıza vücudumuzun uyum sağlayamadığı kanaatindeyim. 

Bu değişimin de geçen zaman içeriside 4 tane kırılma noktası olduğunu görüyorum. Sondan başlayacağım. 

  1. Tarımın başlaması.
  2. Sanayi'nin başlaması
  3. İkinci dünya savaşı sonrası
  4. 2000'li yıllar. 

Tarımdan önce avlanarak ve toplayarak yaşayan insanlar varken, tarımı keşfediyorlar ve hayvanları evcilleştiriyorlar. Ben bunu; doğayı keşfetmek olarak anlıyorum. Doğanın döngüsünü görüyorlar ve bunu kullanıyorlar. Neticede de daha bol yemeğe ulaşabiliyorlar. Beden hareketliği olarak ise uzun süre yürüme, hızlı koşma gibi özelliklerini kaybediyorlar. 

Ama tarım yapabilmek için yine de birçok fiziksel aktivite içerisindeler. Ta ki, Sanayileşen toplumlara kadar. 

Sanayide işi makineler yapınca insanlara sadece makineleri kontrol etme görevi ve tarım hayatına göre nispeten daha durağan şartlarda çalışma durumu ortaya çıkıyor.

2000'li yıllarda ise 1 kat merdiven çıkmayı hareket olarak düşünen insanlar türüyor. Çünkü artık tüm işlerini bilgisayar ve akıllı telefonlardan yapabiliyorlar. 

Bir de yüksek karlılık anlayışı ve standartlaşma ile gıdaların yapaylıkla bütünleşmesi, olayları iyice kısır döngüye sokuyor. Ortada hem hareketsiz bırakılan yaşam stili, hem bozulan gıda ürünleri hem de aşırı fazla gıda tüketimi söz konusu. 

İçinde bulunduğunuz bu beden ne için dünyaya gelmiş, fabrika çıkışında ne özellikler var, buna bir bakmak  lazım.

Fabrikadan yeni çıkmış bir bulaşık makinesini çamaşır makinesi olarak kullanmak onu depresyona sokar, alkolik yapar, tansiyonunu yükseltir, obezite ve damar tıkanıklığı yapar. Tıpkı bizlerde olduğu gibi :) 

Aşağıdaki videoyu bu yaptığım sentez bakış açısıyla izlerseniz, bir farkındalık yaratacağını ve vücudunuz isteklerini keşfedeceğinizi düşünüyorum. 

NOT: Bu videoyu izledikten sonra üzerinde durmadan geçmiştim. Fakat bir müddet sonra Ahmet Kırnaz'dan, "hocam bir bak burada da güzel şeylerden bahsediliyor" deyince tekrar dinleyip, daha fazla kişiye ulaşmasını istedim. Bu anlamda da Ahmet Kırnaz'a çok teşekkür ederim.

Ayrıca konuşmacının kim olduğundan daha çok, neler söylediği, bu söylediği şeylerden nasıl faydalanabiliriz mantığı güdüyorum. 

Etiketler: